Araftan Çıkış (Öykü)

Daha önce bu kadar güzel bir yere gelmediğimi düşünmem için çok sebep vardı. Göz alabildiğine uzanan ve hiç bitmeyecek gibi duran yemyeşil tarlalar, güneş battığı zaman kızıl ve sarının değişik tonlarına boyanıyordu ve pansiyondaki odama yerleşip pencereden dışarı baktığım ilk an gözüme çarpan, bu eşsiz kızıl koleksiyonu olmuştu. Güneşi çevreleyen irili ufaklı bulutlar değme ressamın tablosunu aratmayan bir manzarayı gözlerimin önüne sundu. O zaman kollarımı iki yana açmış, “İyi ki buraya gelmişim, tatil için bundan iyisi düşünülemezdi,” demiştim. Sonraki günler de manzaralar devam etti, güneşli havanın bemBeyaz bulutları, yağmurlu havaların kurşuni bulutları, kırların üzerinde gezinen türlü hayvanların, ineklerin, tavukların, kuşların, köpeklerin manzaraya geçici katkıları, pansiyonun dört bir yanında, baktığım her yerde tablolar tablolar tablolar. İlerleyen günlerde başıma geleceklerin etkisini hafifletmek ya da daha dramatik bir tona büründürmek için orası özellikle öyle düzenlenmiş gibi.

Pansiyonu ve pansiyonun bağlı olduğu çiftliği işleten Serpil Hanım, buranın mükemmel olması için eşi Ahmet Bey’le uzun yıllarını vermiş. Kendisine dedesinden kadar araziyi düzenlemiş, eskimiş ve yıkılmaya yüz tutmuş evlerinin yerine daha büyük bir ev inşa ettirmiş, dedesinin evin yanında yaptırdığı ve depo, marangozluk odası ve garaj olarak kullandığı büyük binayı baştan aşağı değiştirtip pansiyon haline getirmiş, çiftliğini çevreleyen tarlaları da kendi usulünce ekime hazır hale getirmiş.

Devamını oykuseckisi.com’da okumak için

Leave a comment